Büyük Budapeşte Oteli – Haftanın Filmi

5

Bu hafta, haftanın filmi köşemizin konuğu son dönemlerin en zarif ve nadide eserlerinden Büyük Budapeşte Oteli. Böylesine nazik bir giriş yaptım ki izleyecekleri şimdiden filmin moduna sokayım. Bildiğiniz üzere son haftalarda temam genelde aile filmleri. Bu köşeyi pazar gününü değerlendirmek isteyenler için öneriler kisvesi altında sunduğum için öneriler genellikle pazar günlerini en çok benimseyen kitleye yani ailelere hitap ediyor. Daha önce de söylediğim gibi aile filmleri dediğim zaman aklınıza klişe dolu, bayat esprili ve sıkıcı romantik-komediler gelmesin. Genelin öyle oluşu hepsine böyle yaklaşmanızı gerektirmiyor. BBO’de tam olarak böyle. Yazının kalanında BBO kısaltmasını kullanacağım (Yazar burada yazmaktan elim yoruldu demek istiyor). Öncelikle filmin fragmanını izleyelim sonrasında konuşmaya başlayalım. Buyrun efendim.

Film tam anlamı ile bir görsel şölen. İnanılmaz derecede büyüleyici. Film bittikten sonra normal dünyaya döndüğünüz için üzüleceğiniz kadar büyüleyici hem de. Film zaten büyük Oscar’ları alamasa da teknik ödüllerde ağırlığını koydu. Burada kostümlerin, arka planların, renklerin, aksesuarların yani filmin asıl büyüleyici yönünün çok büyük bir önemi vardı. Filmdeki absürdlükler dahi o kadar güzel filme yedirilmiş ki hiç bir şeyi garipsemiyorsunuz. Film belli bir yerden sonra çok yüksek bir ivmeye kavuşuyor, öyle ki izleyici bile duraklama anlarında nefes nefese kalmış oluyor. Yüzünüzün kahkaha ile gülmesi ile gözünüzün dolması bazen aynı saniye içerisinde gerçekleşiyor. Yani anlayacağınız film 2 saat de olsa o 2 saati olabildiğine yoğun geçirtiyor izleyenlere.

The_Grand_Budapest_Hotel_Movie_Wallpaper_15_smefg

Hikaye Alp Dağlarındaki kurgusal bir Avrupa ülkesi olan Zubrowka Cumhuriyeti’nde geçiyor. Film, bir yazarın bu ülkenin zamanında şatafatlı ve ünlü olan ama şimdilerde untulmaya yüz tutmuş otellerinden BBO’ya gelmesi ile başlıyor. Burada otelin sahibi olduğunu öğrendiği Mr. Moustafa’nın esrarengiz yaşantısı yazarda merak uyandırıyor. Merak ettiklerini sorabilmesi adına bir akşam yemeği için randevulaşıyorlar. Yemekte Moustafa ile konuşmaya başlayan yazar, otel sahibinin aslında gençken otelin basit bir kapı görevlisi olduğunu öğrenir. Ondan otelin ünlü odacısı Gustave ile yaşadıklarının hikayesini dinlemeye başlar. Hikaye otelin en güzel günlerinde geçmektedir. Ülke savaşa girmek üzeredir ama otelde dışarıdaki hayattan izole bir zaman vardır. Gustave tam anlamı ile oteli yürütmekte, müşterilerin isteklerini karşılamakta hatta zaman zaman yaşlı müşteriler ile beraber olmaktadır. Bir gün müşterilerden Madam Céline Villeneuve Desgoffe und Taxis otelden ayrıldıktan kısa bir süre sonra evinde esrarengiz şekilde ölü bulununca olaylar gelişmeye başlar. Sonrası tam bir heyecan, koşuşturmaca ve eğlence. Film aksiyon, komedi ve dram ögelerini içinde yoğun bir şekilde barındırıyor. Bu yüzden aslında filme tek bir tür ismi koymak büyük haksızlık olacaktır. İzleyince ne kastettiğimi anlayacaksınız.

010-the-grand-budapest-hotel-theredlist

Film Stefan Zweig’in notlarından uyarlanarak yazılmış. Uyarlama bir senaryo anlayacağınız. Senaryoyu kaleme alan kişiler ise Wes Anderson ve Hugo Guinness . Wes Anderson aynı zaman filmin yönetmeni ve yapımcısı. Tek başına film sırtlamak deyiminin adete hayata gelmiş hali. Filmin başrollerinden Gustave’yi Ralph Fiennes, otelin sahibi Moustafa’yı ise F. Murray Abraham (yaşlı hali) ve Tony Revolori (gençlik/zero) canlandırıyor. Filmde onlara peşlerindeki polis Henckels olarak Edward Norton eşlik ediyor. Bunun dışında yazar olarak Jude Law filmin ağır toplarından. Zaten filmin en çok takdir edilen yönlerinden birisi de güçlü ve geniş oyuncu kadrosu. bunlardan bazıları Adrien BrodyBill MurrayJason SchwartzmanSaoirse RonanWillem Dafoe ve Owen Wilson gibi büyük isimler. 

Her hafta söylüyorum. Pazar günleri hemen hemen herkesin tatil günü. Dışarıya çıkıp trafikte sıkılacağınıza, avmlerde yorulacağınıza, normal bir iş gününden daha fazla stresleneceğinize 2 saat fazla uyuyun, aileniz ile güzel bir kahvaltı yapın sonra geçin televizyon karşısına bu enfes filmi izleyin. Akşam enerjiniz dolmuş bir şekilde yatın. İlla hava alacağım diyorsanız güneşin kendini gösterdiği şu günlerde balkonda bir ihtimal. Bana yazmamı istediğiniz film önerileri için @betamedya hesabımdan ulaşabilirsiniz. Bir sonraki filmde görüşmek üzere. Keyifli pazarlar.

 

 

Leave a Reply