Haftanın Filmi – Can Dostum

45052_8

Aslında bu haftanın filmi köşesi blogda en severek yazdığım köşe. Fakat hayattaki en büyük sorunum olan istikrar burada da kendini belli etti. Cumartesi gecesi oturup insanlara pazar günü izleyebilecekleri filmler önermek gerçekten keyifli fakat gerek benim yoğun iş tempom olsun ( ki hayatımdaki belki de en yoğun zaman) gerek ise işleri ritüel haline getiremiyişim olsun bu işe bol bol sekte vurdular. Ancak böyle elim boş kaldığı zamanlar hazırlayabiliyorum artık. Umarım tekrar düzene sokabilirim. Neyse uzatmadan bu haftanın filmine geçelim, filmin fragmanı ile başlayalım.

Bu haftanın filmi 2011 yapımı, dostluk kavramını iyisi kötüsü ile en güzel anlatan filmlerden biri olan Can Dostum ( Intouchable ). Filmin kağıt kürek kısmını hızlıca anlatayım sonra işin sohbet kısmına geçelim. Filmin başrollerini François Cluzet ve Omar Sy paylaşıyor. Film Fransız yapımı. Fransa’da vizyona girdiği 2 Kasım 2011 tarihinden dokuz hafta sonra, 2008 filmi Bienvenue chez les Ch’tis’in ardından ülke tarihinde en çok seyirci sayısına ulaşan film oldu. Film sekiz kategoride César Ödülü’ne aday gösterilirken, filmdeki performansıyla Omar Sy En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nün sahibi oldu. Filmin orijinal dili Fransızca. Senaristler ve aynı zamanda yönetmenler, Olivier Nakache ve Éric Toledano. Film 113 dakika ve $9.500.000’lık bütçeye karşılık $426.588.510 kazandırmış.

intouchables-2011-can-dostum-turkce-dublaj-720p-hd-214

Neyse geçelim işin sohbet kısmına. Bunu diğer klasik dostluk hikayelerinden ayıran nedir? Aslında özünde çok birşey değil. Genel mesajları orta kitlenin rahat anlayabileceği şeyler. Fakat bu mesajlar arasına kısılmış onlarca mesajı daha var. Gerçek dostluk nedir, kötü durumda dostluk nasıl sürdürülür, tek taraflı maddi çabalar bir arkadaşlığı ne kadar sürdürebilir, sadece bir arkadaşın somut çabası ile arkadaşlık kurulabilir mi gibi şeyler. Film özünde Yamaç paraşütü kazası sonrası boynundan aşağısı felç olan bir adam ile kendisine yardımcı olması adına işe aldığı yardımcısının hikâyesini konu almaktadır. Fakat işi bu kadar basit düzeyde tutmamışlar. Gerçekten güzel biriş hikayesini muhteşem bir dostluğa çevirmişler. İşin bu kısmında hem yönetmen hem senarist hem oyuncular çok büyük bir alkışı hak ediyorlar. Ben çok uzun zamandır duyguyu bu kadar rahat, izleyene aktaran bir film görmedim. Özellikle benim o taraftaki filmlere olan anti-patim sayesinde beni ikna etmesi bu kadar zorken beni bile filmin duygusunu öven bir insan haline getirebiliyorsa birşeyleri başarmış demektir.

Anlayacağız özünde de genelinde de tertemiz bir aile hikayesi ve pazar öğleden sonrası filmi. Gerek çocuklarınıza, gerek çevrenize ve hatta kendinize güzel bir dostluk dersi vermek istiyorsanız bu film ilk seçeneğiniz olsun. Havalar zaten harika çıkın akşam üstü balkona insanlar bahçelerini sularken o güzel kokuyla bu keyifli filmi izleyin. Pişman olmazsınız. Herkese keyifli izlemeler, Allah’a emanet olun.

Leave a Reply