Mısır Katliamı – Zulme Dur De!

1000461_10200964676493067_268103787_n

Mısır’da yaşanan devrim ile beraber diktatör Hüsnü Mübarek devrilmişti. Halk el birliği ile demokrasiyi ülkeye getirmek istemiş bunun sonucunda da isyan devrime evrilmiş ve halk istediğini elde etmişti. Bir süre devam eden geçici yönetimin ardından seçim hazırlıkları başlayan ülkede güçlü bir imaja sahip olan olan ve devrimin önderlerinden Müslüman Kardeşler aday olarak Muhammed Mursi’yi göstermişlerdi. Onun karşısında en güçlü aday olarak eski rejim yanlısı, Mübarek’in kadrosundan Ahmet Şefik var idi. İlk yapılan seçimde salt çoğunluk sağlanmadığı için 16-17 haziran tarihlerinde ikinci seçimler yapılmış 5 milyon 764 bin 972 oy alan Mursi birinci olarak seçimi tamamlamıştı. Bunun üzerine seçim sonuçları beklenirken yönetime sahip Yüksek Askeri Konsey, Cumhurbaşkanı’nın birçok yetkisini kısıtlayan bir anayasa değişikliği hazırlayıp Resmi Gazete’de yayımlamışlardı. Bu hareket ülkede tepki çekse de YAK, yemin töreninde bu hakların iade edileceğini öne sürmüştü. Seçimlerin ardından sonuçları beğenmeyen halk seçimi kabul etmemiş sokaklara dökülmüştü. Ülkede çıkan iç karışıklıkların ardından ordu Mursi destekçileri ile muhalifler arasında ittifak sağlanması ve olayların dinmesi için böyle bir yetkisi ve demokrasiye karışma hakkı olmamasına rağmen 48 saat süre vermişti. 48 saat sonunda anlaşma sağlanmayınca, askeri yönetim dünyadaki en çirkin suçlardan birini gerçekleştirerek yönetime el koymuştu. Binlerce mısırlının canıyla mücadele ederek kazandığı demokrasi hakkını, askeri yönetim hiçe saymış ve ilk seçimlerde ellerinden almıştı.

4

Müdahalenin yaşanmasından sonra Mısır’da parlamento görevini gören Şura Meclisi feshedildi, Muhammed Mursi ev hapsine mahkum edildi. Müdahale sonucu ülkeyi yönetmek için Milli Güvenlik Konseyi niteliği taşıyan Mısır Silahlı Kuvvetleri Yüksek Konseyi kuruldu. Bunun üzerine Mursi yandaşları ve demokrasi destekçileri sokaklara dökülmüş, protestolara başlamıştı. Protestoları şiddet ile sonlandırmak isteyen Mısır Askeri Kuvvetleri’nin müdahelesi üzerine muhalifler ve Sisi kuvvetleri arasından çatışmalar başlamıştı. 27 Temmuz sabahı güvenlik güçlerinin Rabiatül Adeviyye Camii ve civar caddelerde göstericilerin üzerine gerçek mermilerle ateş açması sonucu en az 200 kişi ölmüş ,  yüzlerce kişi yaralanmıştır. Yüzlerce yaralı çok zor şartlar altından tedavi edilmeye çalışılmış, yaralıların taşındığı Sahra Hastahanesi’nde cesetlerin koyulması için yer kalmamıştı. Bundan sonrada muhaliflerin her türlü baskıya rağmen gösterileri devam etmişti. 

Bunun üzerine 14 Ağustos 2013 tarihinde, bütün dünyanın gözleri önünde tarihin en kanlı katliamlarından biri gerçekleşti. Sisi’nin emri ile hareket eden Mısır Askeri Kuvvetleri ikinci kez muhaliflerin üzerine gerçek mermiler ile saldırdı. Otuma eylemini sonlandırmak için Adevviye Meydanı’na gelen Sisi Emrindeki kuvvetler yoğun gaz bombaları ve mermiler ile göstericilere saldırdı. Yaptıkları kanlı eylemde her türlü savaş kanunu dahi hiçe sayan kuvvetler, gönüllü doktorların dahi meydandaki yaralılara ulaşmalarını engellediler. Hiçbir tedavi ve taşımaya izin vermeyen güçler zulmün en büyük örneklerinden birini sergilediler. Zırhlı araçlar ile saldıran kuvvetler jammerları kullanarak bölgeden yapılan bütün canlı yayınları kestiler. Yapılan saldırılar sonucunda ulaşan son rakamlara göre ölü sayısı 2.000, bütün ülkede yaralı sayısı da 10.000’i buldu. Reuters Ajansı, İngiliz Sky News gazetesi kameramanının müdahale sonrası hayatını kaybettiğini açıkladı. Müdahalenin ardından Mısır’da ki Askeri yönetim “Olağan Üstü Hal” ilan edildiğini açıkladı. Tepkiler ve daha fazla bilgi için katliamın wikipedia sayfasını ukuyabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Gül, “Herkesin aklı selimle hareket etmesinin zamanı çoktan geçmiştir. Herkesin bir araya gelmesi gerekir. İlk iş Cumhurbaşkanı’nın serbest bırakılması. Sonra herkesin katılacağı, şeffaf ve düzgün seçimlerin yapılmasıdır. Korkarım ki böyle giderse Mısır’ın uzun süre demokrasiyle buluşması zor olacak. Bu yolun yol olmadığını bir kez daha hatırlatmak isterim. Mısır halkının tamamı bizim kardeşimizdir. Bu söylediklerimiz de Mısır’a duyduğumuz dostluklardandır.” sözleri ile tepkisi dile getirmişti. Buna rağmen ABD ve BM kınamadan öteye gitmemişler bu halde bile darbe sözcüğünü ağızlarına almamışlardır. Ne yazık ki bütün dünya sessiz kalmakta, gözlerinin önündeki katliama seslerini çıkartmamaktadırlar. Neredeyse o sırada tüm iletişim engellenmesi gazetecilerin yaralanması hatta öldürülmelerine rağmen birçok görüntü dünyaya ulaştırılabildi.Resimlerle biraz aklınızda canlandırmak gerekirse beni etkileyen birkaç örnek. Uyarayım bu görüntüler etkileyici olabilir.

13

Cesetlerin sıralandığı yerlerden biri. Cesetler o kadar fazla ve yardım o kadar azdı ki yer bulmakta zorlanılıyordu.

 

12

 

16

1185598_10201856676721720_677802527_n

Demokrasi yandaşı muhaliflerin 4 anlamına gelen Rabia ismine ve 4. cumhurbaşkanı Mursi’ye ithafen kullandıkları işaret.

Yapılan zulmü anlatmaya ne yazılar ne resimler yeter. Ben bu yazıyı yazarken askeri kuvvetler bir saldırıda daha bulundular Ramses Meydanı’nda ulaşan son bilgiye göre 40 kişiyi öldürdüler.

Gözümüzün önünde böyle bir vahşeti görüp de dayanmak çok zor. Allah hepsinin yardımcısı olsun. Ama herşeyden önemlisi bizim ses çıkarmamız. Dante’nin söylediği gibi ” Cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlar için ayrılmıştır.” Elinizden ne geliyorsa yapın ama lütfen sessiz kalmayın. Eğer yardım etmek için bir kurum arıyorsanız bu konuda belkide dünyadaki en etkin kuruluş olan İHH’ya ulaşabilirsiniz.

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın.” Al-i İmran 169

“İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.” Nisa 76

 

1174854_10151856517125229_729321456_n

Leave a Reply