Simyacı – Paulo Coelho

Normalde yaptığım gibi kitap hakkında genel bilgiler verip kısa kesmeyeceğim. Çok özel bir kitap çünkü. Genel bilgilerini anlatayım teferruattan kurtulalım sonra kitabın keyifle kritiğini yapalım

simyaci

Kitabın adı Simyacı. Özgün adı O Alquimista. Yazar ünlü brezilyalı söz yazarı Paulo Coelho. 1988 yılında yayımlandı. Altı yılda kırk iki ülkede yirmi altı dile çevrildi ve yedi milyondan fazla sattı. Türkiye’de ki hakları Can Yayınları‘na ait. Benim elimdeki nüsha galiba 123. basım. Bu basımla 10.000 kitap çoğaltılmış. Bendeki örnekte kapak resmi James Noel Smith’e ait. Çevirisini Özdemir İnce yapmış. Kitap Mevlana’nın Mesnevi’sindeki küçük bir öyküden yola çıkılarak yazılmış.

Teferruatı bitirdiğimize göre gelelim kitabın içine. Arka kapakta yazan şu söz çok hoşuma gitti ve kitabı tam manasıyla anlatıyor. “Simyacı’yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.” Notları yazıp geçeyim dedim ama kitaptan o kadar çok not çıkarmışımki yazmaya kalksam sayfalar sürecek. Kitabın diğer kitaplardan en önemli farkı bir değil birçok ana fikir barındırıyor oluşu. Çıkarılabilecek önermelerin neredeyse sınırı yok. İçeriğe bakarsak bir çobanı anlatıyor roman. Çok basit bir özet ile Simyacı; İspanyol bir çoban olan Santiago’nun hazinesini aramak için Mısır Piramitleri’nin eteklerine uzanan yolcuğunu konu ediniyor. Ama hem kahramanımız hemde okuyucular için kitaptaki asıl hazine yolculuğun kendisi. Kitapta Santiago’nun özgür ruhlu, hayattan keyif alan, hedefleri doğrultusunda yaşayan bir insan olduğu anlatılıyor. Hayatından memnunken bütün hedeflerini değersizleştirecek yeni bir hedef ile karşılaşıyor. Ne kadar direnmeye çalışsa da bu hedefin yani kişisel menkıbesinin peşinde buluyor kendini. Başlarda başına gelen olaylar güzel olsa da sonraları her adım attığında karşısına bir engel çıkmaya devam ediyor. Yinede kararından dönmüyor daha doğrusu vazgeçemiyor Santiago. Bu düşüncesi vuku bulduğunda engeller kaybolup kolaylıklara kavuşuyor. Bu kitapta şu anektod ile anlatılıyor. “Ve birşey istediğin zaman bütün evren bu dileğinin gerçekleşmesi için işbirliği yapar.” Yoluna devam eden çoban bir vahada gerçek bir simyacı ile karşılaşıyor. Simyacı ona hazinesine ulaşması için kılavuzluk yapıyor. Simyacı ile yaptığı bu yolculuk onun tam olarak olgunlaşmasını sağlıyor. Evrenin dilini okumayı öğrenen Santiago, Simyacı’dan ayrılıp hazinesine ulaşmak için son adımını atıyor. Sonunu anlatmayayım kitabı okurken heyecanınızı kaybetmezsiniz. Elimden geldiğince içeriğe girmeden anlatmaya çalıştım ama malesef ancak bu kadar başarılı olabildim.

Simyacı sonuna kadar keyif ile okuyacağınız tam tabiri ile sonunda huzur duyacağınız bir kitap. Mutlaka edinip okuyun. İsteyen olursa ben elimdeki nüshayı gönderebilirim. Okuyup geri gönderirsiniz veyahut okuak isteyenler arasında paylaştırılır. Yinede almak isterseniz kitap ben D&R mağazasından aldığımda 15 tl idi. D&R’ın internet mağazasındaki fiyatı şu anda 10,99 tl. Paulo Coelho’nun kendi bloguda bakmaya değer.Aşağıda kitaptan aldığım birkaç notu okuyabilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar.

Bir Kere Olan bir daha asla tekrarlanmaz. Lakin iki kere olan mutlaka üçüncü defa da olacaktır.

Yüreğine, acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle.

Ben de herkes gibiyim: Dünya gerçeklerine oldukları gibi değil de olmalarını istediğim gibi bakıyorum.

İnsanlar bir yığın acayip şeyler söylüyorlar. Bazen, koyunlarla birlikte yaşamak çok daha iyi, konuşmaz koyunlar, yiyecek ve su aramaktan başka bir şey yapmazlar. Ya da kitaplar, dinlemek isterseniz size ilginç öyküler anlatır kitaplar. Ama insanlarla konuşurken durum başka, öylesine tuhaf şeyler söylerler ki, konuşmayı nasıl sürdüreceğinizi bilemezsiniz.

-Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?
-Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir.

Leave a Reply