The Newsroom

329115075_640

Dizi izlemeyi seviyorum. Ortalamaya vurursak eğer neredeyse her gün 2 dizi izliyorum. Bunların uzunluğu 20 dk ile 70 dk arasında değişiyor. Tabi ki bu süreler yabancı diziler için geçerli. Yerli dizi izlemiyorum, daha doğrusu izleyemiyorum. PT1 sürelerini uzatmak ve daha çok reklam almak amacı ile 2 saati geçen dizileri izlemek bana göre değil. Zaman doldurmak için koyulmuş gereksiz sahneler, anlamsız uzatmalar, yarım saat süren özetler. Takip etmeye kalksanız bile bütün zamanınızı ayırmanız lazım. Aynı süre zarfında çok daha kaliteli ve anlamlı 3-4 yabancı dizi izleyebilirsiniz. Tabi yerli dizilerde de ender güzel örnekler çıkmıyor değil.

İzlediğim yabancı diziler arasında birçok final gördüm. How I Meet Your Mother gibi kendisinden nefret ettirenler de oldu, House gibi çok beğendiklerim de. Tabi Lost gibi arada bıraktıranlar da yok değildi. Final bir dizi için en önemli şeylerden biri. Doğru yapılanı diziyi hafızanızda katlarken, kötü olanı senelerce verilmiş emeği kötü gösterebiliyor. Bu yüzden çok dikkatli, izleyenleri düşünerek yapmak gerekiyor. Çok açık uçlu bir final yaparsanız izleyenler arafta kalabiliyor, çok katı olanları da çok küçük bir kısmı tatmin ediyor, bunun dengesi çok önemli.

Bugün bir final izledim, The Newsroom’un finalini. The Newsroom’u biliyor musunuz bilmiyorum, politik bir drama. HBO’da 24 Haziran 2012 tarihinde yayımlanmaya başlayan, kurgusal bir kanal olan ACN kanalının televizyonun arkasında başından geçenleri anlatan bir dizi. Başında The Social Network , Moneyball gibi filmlerden tanıyabileceğiniz Aaron Sorkin var.  Başrolde Salak ile Avanak’tan tanıyabileceğiniz Jeff Daniels ve Harry Brown’da izlediğimiz Emily Mortimer var. Aslında dizide başrol ve yardımcı oyuncular yerine topluca yardımcı oyuncular sistemi var. Diğer oyuncular, John Gallagher Jr., Alison Pill, Olivia Munn, Thomas Sadoski, Sam Waterson ve Slumdog Millionaire filmi ile tanıdığımız Dev Patel. Bütün casta buradan ulaşabilirsiniz. Dizi 55 dk sürüyor, Dolby Digital ve 16:9 HD formatında hazırlanıyor. Daha çok ayrıntı öğrenmek isteyenler dizinin IMBb sayfasına bakabilirler.

big_s2

Dizinin başında Aaron Sorkin var dedik, diyalog üstadı. Dizi politik olunca diyalog kalitesi çok önemli oluyor. Ortaya atılan konular, bu konuların konuşulmasında karşıt görüşlerin sesleri ve bunların argümanları senaryoyu yazan kalemin zekası kadar değerli oluyor. Bu bakımdan Aaron Sorkin cuk oturmuş diyebiliriz. Temelinde karşılıklı diyalog ve argüman savaşını barındıran diziyi Aaron Sorkin hazırlayınca ortaya muhteşem bir eser çıkıyor. Siz de kendinizi “The Newsroom best scene” diye Youtube aramaları yapıp diyalogları tekrar tekrar izlerken buluyorsunuz. Elbette sadece senaryo ile olacak bir iş değil, senaryo kadar bu rolleri doğru bir şekilde üzerine giyecek aktörler lazım. Jeff Daniels ve Dev Patel’i bir kenarda tutarak dizideki bütün oyuncuların şu an için kariyer doruklarına bu iş ile çıktığını söylersek rolleri ne kadar harika bir şekilde giydiklerini doğru tanımlamış oluruz herhalde. Keza Jeff Daniels’da buradaki rolü ile Emmy ödülü kazandı. Buyrun dizinin kalanı hakkında fikir verebilecek tanıtımını izleyelim.


Yukarıda da bahsettiğim gibi dizinin temel yapı taşı karşılıklı tartışma. Olay ACN adlı bir televizyon kanalının mutfağında geçiyor. Alında hikaye biraz tanıdık ve klasik, etik değerleri bir kenara bırakmış habercilikten çok şov programı yapan bir kanal bir kişinin gelmesi ile kendine gelir, reyting kaygısı gütmeden sadece habercilik yapmaya başlar. Ama Aaron Sorkin ve oyuncular sayesinde bu bilindik konu o kadar doğru ve yaratıcı bir şekilde işleniyor ki izlerken hayran kalıyorsunuz. Bu ana planı destekleyen Will ve Mac  arasındaki ilişki, hem işi öğrenen hem aralarındaki ilişkilere bir yöne vermeye çalışan Don, Sloan, Maggie ve Jim dörtlüsü, kanal sahipleri ile kanal arasında köprü olmaya çalışan Charlie, işin dijital yüzünü yansıtan Neal ve aralarda giren muhteşem konuk oyunculuklar ile dizi tepe noktasına ulaşıyor. İçinde yüksek grafikler yada dönem izleri taşımadan gerçekten büyük bir özen ile doğru dizi nasıl yapılır dersi. Ne yeni akım ne eski akım medyaya kaymadan , doğru habercilik üzerinde durarak iğneyi iki tarafa da batırarak ilerleyen “canlı” bir dizi. Bunların üzerine dizinin bir sene öncesini anlatarak o yılın olaylarını diziye konu etmesini de söylersek dizinin ne derece mükemmel olduğunu doğru tasvir etmiş oluruz.

Söylediğim gibi bugün dizinin 3. sezon 6. bölümünü yani finalini izledim. En beğendiğim dizi finalleri arasında tepeye oturttum. Sorkin 3 sezondur devam eden aksiyon, gerilim ve düğümleri muhteşem bir sakinlikle nihayete erdirdi. 3 sezonun en sakin en yavaş en keyifli bölümüydü. Dizi başlamadan aklında ne kurguladıysa onları en doğru şekilde yaptı. Evet belki arada propaganda yaptı, belki bölüm bölüm bazı taraflara kaydı ama genel omuriliğinden hiçbir zaman sapmadı. Gönül isterdi bir sezon daha sürsün bu sene Amerika’da yaşanan olaylar konu edilsin ama malesef bitirme kararı neredeyse 6 ay önce alında. Artık bize de başa sarıp sarıp tekrar izlemek kaldı. Kötü sitcomlardan sıkıldıysanız, dram ve politik konulara ilgi duyuyorsanız, izlediğiniz dizinin size birşeyler katmasını istiyorsanız mutlaka The Newsroom’a bir şans verin. Bende diziye final bölümündeki en güzel sahne ile veda edeyim. Buyrun izleyelim.

Leave a Reply